28 Aralık 2012 Cuma
24 Aralık 2012 Pazartesi
23 Aralık 2012 Pazar
22 Aralık 2012 Cumartesi
Yeni Yıl Hazırlıkları Tamamlanıyooorrr
Evet bu hafta sonu atölyem harıl harıl sipariş yetiştiriyor. 21 Aralık'ta atlatıldığına göre :)) işimize tam gaz devam ediyoruz.
Tamamlanan siparişlerimden bir kısmını paylaşmak istedim sizlerle.
Yorumlarınızı bekliyorum
Tamamlanan siparişlerimden bir kısmını paylaşmak istedim sizlerle.
Yorumlarınızı bekliyorum
Minik yeni yıl süpriz hediye keseleri
Çok amaçlı bereket torbalarım ister mutfakta ister banyoda yada çantalarınıza destek
Makinemle yaptığım ilk nakışlarım mutfak havlularım tamamlandı bile
11 Aralık 2012 Salı
Şeb-i Arus (Düğün Gecesi)
Şeb-i Arus
lügat manası düğün gecesi demektir. Mevlânâ Celaleddin-i Rumi kendi ölümüne rabbine duyduğu aşktan dolayı sevgiliye kavuşma yani düğün gecesi demiştir.
Mevlânâ Celaleddin-i Rumi'nin ölüm yıl dönümlerinde 17 Aralık tarihlerine denk gelen haftalarda yapılan ve "Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri" olarak isimlendirilmeye başlanılan törenler, halk arasında Şeb-i Arus Şenlikleri olarak da anılmaktadır.
Mevlânâ’nın ölüm gününün hatırası olarak yapılan merasim hakkında kullanılan bir tabir. İkindi vaktinden sonra Kur’an okumak ve Aynü’l-Cem’ yapılmak sûretiyle icra edilen bu merasimin gecesine aynı zamanda “Leyletü’l-Arûs” da denilir. Şeb, Farsça; Leyle, Arapça “gece” demek olduğu için tabirlerin ikisi de aynı manâya delâlet etmektedir.
Mevlânâ Celaleddin ölüm gününü “Hakk’a vuslat”, “Düğün günü” saymıştır (Hilmi Yücebaş, Edebiyatımızda Mevlânâ, (Konya İl Yıllığı), Konya 1973, 30)
Bilindiği gibi, Mevlâna (hicrî 672) miladî 17 Aralık 1273′de Pazar günü akşam üstü güneş gözden kaybolup, Konya ufuklarını kızıla boyarken bu âlemden can ve bekâ âlemine göç etmiştir. Mevlânâ ölümünü gerdek gecesi “Şeb-i Arûs” “Sevgiliye kavuşma” günü olarak kabullenmişti. Şeb-i Arûs, fedakârlıkla başlar, ölüm boyunca devam eder, öbür âleme kavuşmakla tamamlanır.
Mevlânâ, “Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde arama, arif kişilerin gönlündedir. Bizim mezarımız. Burada ölüm (olarak) tezahür ediyorsa da orada doğumdur” der. Yine Rabbine, “Ölmek şeker gibi tatlı bir şey, canı sen aldıktan sonra seninle olunca da tatlı candan da tatlıdır, ölüm” şeklinde seslenir. Böylelikle ölüme bir başka açı kazandırır (Alişan Özattila, Hak Aşığı Mevlânâ Celâleddin, 180-181).
Gerçekte iki türlü ölüm vardır. Birincisi, nefsi (egoyu) feda ederek oluşan “manevî ölüm”. Yani Hz. Peygamber (s.a.s.)’in “Ölmeden evvel ölünüz” emrince “Hak’ta yok olmak” anlamındadır. Bu ölüme, “ilk vuslat” adını da verebiliriz. İkinci ölüm ise, “fizikî ölüm”dür. Bugüne kadar, Şeb-i Arûs olarak kabul ettiğimiz, canın beden kafesinden kurtularak aslına döndüğü, katrenin denize, can ummanına erdiği an. Ki bu an “vuslat gecesi” olarak isimlendiriliyor (Feyzi Halıcı, Mevlânâ Sevgisi, 20).
Mevlânâ’da Vuslat Anlayışı
Mevlânâ, “Herkes ayrılıktan bahsetti, bense vuslattan” der. Kendinin ölüm ve vuslat anlayışını, Kur’an-ı Kerim’in bir âyetinin ışığı altında tetkik edip anlamak mümkündür:
“Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra ancak bize döndürüleceksiniz” (el-Ankebût, 29/57).
Âyette geçen “dönmek” kelimesi, Allah’a kavuşulacağını, “vuslatı” açık bir ifadeyle “müjdelemekte”dir. Bu müjdeyi benimseyen, ona sımsıkı sarılan Mevlânâ, ölümü bir ayrılık değil, bir vuslat olarak kabul eder.
Mevlânâ’nın ölüm anlayışına gelince; “Bir devir sistemi içinde hayatın anlamı, ruhun ölümsüzlüğü ve Allah’a, vuslatın yolu ölümden geçmektedir” tarifiyle zemin kazanır ve Mevlânâ’da ölüm, “Mutlak ve ölümsüz Varlık’a veya diğer ifadeyle “asla” bir rücû hareketi ile” zirveye ulaşır.
Mevlânâ, ölümü kişinin aslına dönüşü veya menşein ilâhi bir cevher olması hasebiyle “Allah’a dönüş” olarak telâkki eder.
Bir başka ifadeyle ölüm, “Cismin ortadan kalkması değil, Allah’a doğru uçmasıdır.”
Mevlânâ bu hususu şöyle ifade eder:
“Bizi Elest harabatından getirdiler. Coşmuş, dağılmış ve kendinden geçmiş olarak getirdiler. Yine harabat tarafına çekecekler. (Bizi) yoktan var ettikleri için” (Mevlânâ, Rubaiyyat, 672/1 14).
“Hele ölümden bir kurtulsun, kurtuluşa ulaşın; çünkü sevgiliyi görmek âb-ı hayattır.” (Mevlânâ, Mesnevî, Terc., A. Gölpınarlı, III, Beyit 4607).
“Çünkü tiksinmek, kötü gelmek ortadan kalkarsa o ölüm, ölüm değildir ki. Görünüşte ölümdür, gerçekteyse göçüş” (Mevlânâ, Mesnevî Terc., A. Gölpınarlı, III, 4613).
lügat manası düğün gecesi demektir. Mevlânâ Celaleddin-i Rumi kendi ölümüne rabbine duyduğu aşktan dolayı sevgiliye kavuşma yani düğün gecesi demiştir.
Mevlânâ Celaleddin-i Rumi'nin ölüm yıl dönümlerinde 17 Aralık tarihlerine denk gelen haftalarda yapılan ve "Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri" olarak isimlendirilmeye başlanılan törenler, halk arasında Şeb-i Arus Şenlikleri olarak da anılmaktadır.
Mevlânâ’nın ölüm gününün hatırası olarak yapılan merasim hakkında kullanılan bir tabir. İkindi vaktinden sonra Kur’an okumak ve Aynü’l-Cem’ yapılmak sûretiyle icra edilen bu merasimin gecesine aynı zamanda “Leyletü’l-Arûs” da denilir. Şeb, Farsça; Leyle, Arapça “gece” demek olduğu için tabirlerin ikisi de aynı manâya delâlet etmektedir.
Mevlânâ Celaleddin ölüm gününü “Hakk’a vuslat”, “Düğün günü” saymıştır (Hilmi Yücebaş, Edebiyatımızda Mevlânâ, (Konya İl Yıllığı), Konya 1973, 30)

Mevlânâ, “Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde arama, arif kişilerin gönlündedir. Bizim mezarımız. Burada ölüm (olarak) tezahür ediyorsa da orada doğumdur” der. Yine Rabbine, “Ölmek şeker gibi tatlı bir şey, canı sen aldıktan sonra seninle olunca da tatlı candan da tatlıdır, ölüm” şeklinde seslenir. Böylelikle ölüme bir başka açı kazandırır (Alişan Özattila, Hak Aşığı Mevlânâ Celâleddin, 180-181).
Gerçekte iki türlü ölüm vardır. Birincisi, nefsi (egoyu) feda ederek oluşan “manevî ölüm”. Yani Hz. Peygamber (s.a.s.)’in “Ölmeden evvel ölünüz” emrince “Hak’ta yok olmak” anlamındadır. Bu ölüme, “ilk vuslat” adını da verebiliriz. İkinci ölüm ise, “fizikî ölüm”dür. Bugüne kadar, Şeb-i Arûs olarak kabul ettiğimiz, canın beden kafesinden kurtularak aslına döndüğü, katrenin denize, can ummanına erdiği an. Ki bu an “vuslat gecesi” olarak isimlendiriliyor (Feyzi Halıcı, Mevlânâ Sevgisi, 20).
Mevlânâ’da Vuslat Anlayışı
Mevlânâ, “Herkes ayrılıktan bahsetti, bense vuslattan” der. Kendinin ölüm ve vuslat anlayışını, Kur’an-ı Kerim’in bir âyetinin ışığı altında tetkik edip anlamak mümkündür:
“Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra ancak bize döndürüleceksiniz” (el-Ankebût, 29/57).
Âyette geçen “dönmek” kelimesi, Allah’a kavuşulacağını, “vuslatı” açık bir ifadeyle “müjdelemekte”dir. Bu müjdeyi benimseyen, ona sımsıkı sarılan Mevlânâ, ölümü bir ayrılık değil, bir vuslat olarak kabul eder.
Mevlânâ’nın ölüm anlayışına gelince; “Bir devir sistemi içinde hayatın anlamı, ruhun ölümsüzlüğü ve Allah’a, vuslatın yolu ölümden geçmektedir” tarifiyle zemin kazanır ve Mevlânâ’da ölüm, “Mutlak ve ölümsüz Varlık’a veya diğer ifadeyle “asla” bir rücû hareketi ile” zirveye ulaşır.
Mevlânâ, ölümü kişinin aslına dönüşü veya menşein ilâhi bir cevher olması hasebiyle “Allah’a dönüş” olarak telâkki eder.
Bir başka ifadeyle ölüm, “Cismin ortadan kalkması değil, Allah’a doğru uçmasıdır.”
Mevlânâ bu hususu şöyle ifade eder:
“Bizi Elest harabatından getirdiler. Coşmuş, dağılmış ve kendinden geçmiş olarak getirdiler. Yine harabat tarafına çekecekler. (Bizi) yoktan var ettikleri için” (Mevlânâ, Rubaiyyat, 672/1 14).
“Hele ölümden bir kurtulsun, kurtuluşa ulaşın; çünkü sevgiliyi görmek âb-ı hayattır.” (Mevlânâ, Mesnevî, Terc., A. Gölpınarlı, III, Beyit 4607).
“Çünkü tiksinmek, kötü gelmek ortadan kalkarsa o ölüm, ölüm değildir ki. Görünüşte ölümdür, gerçekteyse göçüş” (Mevlânâ, Mesnevî Terc., A. Gölpınarlı, III, 4613).
28 Kasım 2012 Çarşamba
YILBAŞI KAMPANYAMIZ BAŞLADI
EVVVVEEEEEETTTT YILBAŞI KAMPANYAMIZ BAŞLADI İSTER KENDİNİZE İSTER ÇOCUĞUNUZA İSTER EŞİNİZE YADA BEKARSINIZ SEVDİĞİNİZE HEDİYE ALIN SİZ SEVDİKLERİNİZİ MUTLU EDİN BİZDE 100 TL ÜZERİ ALIŞVERİŞİNİZDE KARGO+ KENDİ TASARIMIMIZ OLAN BİR SÜPRİZLE SİZİ MUTLU EDELİM........
http://www.facebook.com/guzelinial
http://www.facebook.com/guzelinial
12 Kasım 2012 Pazartesi
DoğanınAraba Aksesuarı
Uzuzn zamandır blogumla ilginenemiyordum. Farkındayım sizlerde çok özlediniz beni ama malum mucizem okula başladı üstüne yeni hobiler gelişmeye başlayınca ihmal oldu:((( istemeden.
Ama şimdi yeni hobilerimden biri olan dikiş makinamla yaptığım yeni puset yağmurluğunu paylaşmak istiyorum.
Minik doğamın bebek arabasının yağmurluğu işte karşınızda.
İçindeki de doğanın ömeeeennnnniiii.
Ama şimdi yeni hobilerimden biri olan dikiş makinamla yaptığım yeni puset yağmurluğunu paylaşmak istiyorum.
Minik doğamın bebek arabasının yağmurluğu işte karşınızda.
İçindeki de doğanın ömeeeennnnniiii.
28 Temmuz 2012 Cumartesi
Çakralar ve Renkleri
Çakralar ve Renkleri...
1. Çakra (Kök Enerji Merkezi)Yeri: Makat ile cinsel organlar arasında bulunur.
Rengi: Parlak kırmızı tonlarıdır.
Taşı: Kırmızı lal ya da mercan.
Etki Alanı: Koku alma duyusu, omurga yapımız, prostat, diş tırnak gibi sert dokularımız ve kan yapımız.
Görevi: Vücudun ısı potansiyelini düzenler. Yaşam gücü ve bağlılık dengelerini kurmaya yardımcı olur.
Düzensiz Çalışması Durumundaki Rahatsızlıklar: Kısırlık, şişmanlık, kabızlık, mutsuz ve umutsuz bir manevi hayat. Ayrıca halsizlik ve yorgunluk görülür.
Koruma ve Faydalanma Yolları: Güneşin batışını ya da doğuşunu seyredin. Giysi, takı ve aksesuarlarınızda kırmızı tonlara daha çok yer verin.
Kokusu: Karanfil ya da sedir.
2. Çakra (Sakral Çakra, Hara Enerji Merkezi)
Yeri: Kuyruk sokumu ve göbeğin altındaki bölgede bulunur.
Rengi: Turuncu tonlarıdır.
Taşı: Akik ve aytaşı.
Etki Alanı: Tat alma duyusu, anne sütü, böbrek üstü bezleri, adet akıntısı ve organik sıvılar.
Görevi: Kadın ve erkeğin üreme merkezleri bu bölgededir. İletişim kurma, tatmin genel ifade ile fiziksel, ruhsal, zihinsel olarak haz alıp vermeyi sağlar.
Düzensiz Çalışması Durumundaki Rahatsızlıklar: Böbrek ve mesane yolu rahatsızlıkları, psikolojik ve bedensel tatminsizlik bunun yanı sıra bağışıklık sisteminde zayıflık görülür.
Koruma ve Faydalanma Yolları: Turuncu lamba ışığında her gün 10 dakika dinlenin, dolunayı izleyin, su kenarlarında yürüyüşler yapın, turuncu renkte sebze ve meyve tüketin.
Kokusu: Sandal ağacı veya ylang ylang.
3. Çakra (Solar Pleksus, Karın Enerji Merkezi)
Yeri: Göbeğin yaklaşık iki parmak altında bulunur.
Rengi: Sarı tonlarıdır.
Taşı: Topaz ve amper.
Etki Alanı: Görme duyusu, sindirim sistemi ve sinir sistemini kapsar.
Görevi: Yağ, protein, karbonhidrat sindiriminde yardımcı olur, vücuttaki şeker ve insülin dengesini ayarlar ayrıca insanlarla olan ilişkilerin kontrolünü sağlar, heyecan, kızgınlık, korku, sevgi gibi titreşimleri düzenler.
Düzensiz Çalışması Durumundaki Rahatsızlıklar: Stres ve beraberinde duygusal problemler yaşanmasına sebep olur. Azim, hırs, özgürlük, ego gibi manevi unsurlarda denge sorunları görülür.
Koruma ve Faydalanma Yolları: Güneş ışığını seyredin. Altın, çinko gibi metalleri üzerinizde bulundurun. Kıyafetlerinizde sarı renge ağırlık verin. Sarı renk çiçekler yetiştirip belirli sürelerde seyredin. Sarı renk besinleri özellikle tüketin.
Kokusu: Biberiye ya da lavanta.
4. Çakra (Kalp Enerji Merkezi)
Yeri: Göğüs boşluğunda, kalbin tam hizasında bulunur.
Rengi: Yeşil tonlarıdır.
Taşı: Kuvars, yeşil akik veya zümrüt.
Etki Alanı: Dokunma duyusu, kalp, solunum ve dolaşım sistemleri ile mide sinirlerini kapsar.
Görevi: Bağışıklık hücrelerinin üretildiği timüs bezi bu bölgede olduğundan dolayı, vücudun kan ve lenf sistemini içine alarak bağışıklık sistemini güçlendirir. Fiziki enerjileri ruhsal enerjilere dönüştürür. Hayata bağlılık enerjisini arttırır. Bu bölgedeki enerji saflığı, kişinin hem kendisine hem de çevresine şifa verebilme yeteneğini geliştirebilir.
Düzensiz Çalışması Durumundaki Rahatsızlıklar: Deri ve dokunma duyusu ile bağlantılı olduğundan dolayı cilt hastalıklarına yol açabilir. Buradaki herhangi bir enerji dengesizliği genel beden sağlığı için olumsuz etki eder.
Koruma ve Faydalanma Yolları: Kaldığınız ortamda yeşil bitki bulundurun. Yeşil renkle aydınlatılmış alanda 5–10 dakika boyunca dinlenin. Kır gezintilerine çıkın. Yeşil renk ile meditasyon yapın.
Kokusu: Gül yağı.
5. Çakra (Boğaz Enerji Merkezi)
Yeri: Boyunla boğaz arasındaki çukurda, boyun omurunun hizasındadır.
Rengi: Mavi tonlarıdır.
Taşı: Akuamarin ve turkuaz.
Etki Alanı: İşitme duyusu, boğaz, boyun, sesler, broşlar, troit ve paratroit bezleri, yemek ve soluk boruları ile ayrıca kollarımızı kapsar.
Görevi: Hücrelerin kalsiyum dengelerini ayarlar. Kişisel ihtiyaçlar ile ilgili sorumluluk alabilmeyi sağlar. Ruhi ve genetik dengemizi kurar.
Düzensiz Çalışması Durumundaki Rahatsızlıklar: Konuşma yeteneğimizin merkezi konumunda olduğu için kulak, ağız ve seslerdeki herhangi bir sorun iletişim eksikliğine neden olur. Duygu ve düşünceler topluluk içerisinde rahat ifade edilemez. Konuşurken kekelemekte yine bu merkezdeki bir problemden kaynaklanır.
Koruma ve Faydalanma Yolları: Gündüz gökyüzünü seyredin. Mavi renk giysiler giyin. Mavi taşlardan takı ya da aksesuarlar kullanın. Mavi ışık ile aydınlatılmış ortamda 10 dakika dinlenin.
Kokusu: Ada çayı ya da okaliptüs.
6. Çakra (Üçüncü Göz Enerji Merkezi)
Yeri: Alnın ortasında, burun köprüsü üzerindedir.
Rengi: Lacivert tonlarıdır.
Taşı: Mavi safir ya da sodalit.
Etki Alanı: Algılama duyusu başta olmak üzere, sinüsler, beyin, beyincik ve sinir merkezini kapsar.
Görevi: Hipofiz bezinin etkisi ile diğer organlarla bağlantıyı sağlayan sistemi düzenler. Hafızayı güçlendirir, yaratıcı fikirlerin oluşmasında etkilidir. Sezgi gücünü arttırır. Anlama yeteneğine derin boyutlar kazandırır.
Düzensiz Çalışması Durumundaki Rahatsızlıklar: Başta depresyon gibi ruhsal hastalıklara neden olur. Zihin fonksiyonlarının düzensiz çalışmasından dolayı unutkanlık artabilir. Stres, bıkkınlık, gerçeği idrak etme zorlukları yaşanabilir. Bu şakranın tıkanması ya da ters yönde dönmeye başlaması, bireyin olumsuz fikirler üretmesine neden olur.
Koruma ve Faydalanma Yolları: Gece gökyüzünü seyredin. Bulunduğunuz ortamda özellikle iş yerinizde lacivert tonlarında objeler bulundurun. Yine bu renkte giysi giyin veya giyim aksesuarlarınızda kullanın.
Kokusu: Nane ya da yasemin.
7. Çakra (Taç Enerji Merkezi)
Yeri: Başın tam tepesinde yer alır.
Rengi: Beyaz ve ya mor tonlarıdır.
Taşı: Ametist ve kaya kristali.
Etki Alanı: Özellikle epifiz bezi yardımı ile başta tüm zihin faaliyetleri ile fizik ve duygu bütünlüğünü kapsar. Henüz daha nelere etki ettiği tam olarak bilinmemektedir. Titreşimi en yüksek şakradır.
Görevi: Evrensel alandan gelen kozmik enerjiyi çekip diğer enerji merkezlerinden geçerek, kök enerji merkezine ulaşır ve bedendeki tüm olumsuzlukları ortadan kaldırabilir. Bu merkez sayesinde kozmik çevre ile iletişim kurarız. Manevi hislerimizi geliştirip, varlığımıza bir mana yükleyebiliriz.
Düzensiz Çalışması Durumundaki Rahatsızlar: Bu merkez sağlıksız ise, tüm şakralar düzensiz çalışır. Kişi duygusuz, amaçsız hissiyatlar besler. Çeşitli hastalıklara yakalanabilir. Hatta insan kendi varlığını sonlandıracak olumsuz duygu ve davranışlara sürüklenebilir.
Koruma ve Faydalanma Yolları: Yaşam alanlarınızda beyaz renge daha çok yer açın. Sessizliği dinleyin. Beyaz çiçekler yetiştirin. Takı ve kıyafetlerinizde beyaz rengi bolca kullanın. Ayrıca mor renkli gıdalar tüketin ve mor ışıkta dinlenin. Tabiatı seyretmekte bu enerji merkezini güçlendirmek için oldukça faydalıdır.
Kokusu: Lotus ya da reyhan.
-alıntı-
25 Mayıs 2012 Cuma
Başlangıç:))))
Bende tülbentten elbise yapmayı deneyenler kervanına katıldım. Benimde artık bir makinem varrrr:)))) Ne yapsam neler hazırlarım diye düşünüp ufak tefek tamirat işlerinden sonra işin en kolayından başlamayı uygun gördüm:)
Eşarplardan yapılan bir sürü modelleri iyice tatbik ettikten sonra ( arada bir kaç ziyan oldu) bitanecik Zeynoma yazın ifil ifil kullanacağı bir elbise yaptım.
Ayyyy çok heyecanlıyım. Dikiş dikmek çok zevkliymiş.
Bakalım sizler nasıl bulacaksınız. ( Kusurları bol minik elbisemiz karşınızda dadadadammmmm)
Eşarplardan yapılan bir sürü modelleri iyice tatbik ettikten sonra ( arada bir kaç ziyan oldu) bitanecik Zeynoma yazın ifil ifil kullanacağı bir elbise yaptım.
Ayyyy çok heyecanlıyım. Dikiş dikmek çok zevkliymiş.
Bakalım sizler nasıl bulacaksınız. ( Kusurları bol minik elbisemiz karşınızda dadadadammmmm)
24 Mayıs 2012 Perşembe
Regaip Kandiliniz Mübarek Olsun
Mübarek üç ayların başlangıcı olan Recep Ayını karşıladığımız bu günde Regaip Kandiliniz mübarek olsun. Dilerim her duanız kalplerinizin isteklerini Yüce Yaradan nasip eder. Herşeyin hayırlısını dilemek her daim en kabul olunan dua olarak görürüm ben.
Hayatımızın her anında olmasını çok çok istediğimiz bir dolu dileklerimiz oluyor. Ancak bu yoğunlukta hayırlı mı olup olmadığını maalesefki göremediğimizi kabul edemiyoruz.
Benim bunu anlamam tam 12 senemi aldı. Ben artık hayatımda bulunan herşeyin Allah'ın takdiri olduğunu kabul ettim ve sevgiyle kucaklıyorum. Bu güzel dine bağlı bir ümmet parçası olmaktan dolayı son derece müteşekkirim.
Bu geceyi bir fırsat bilerek tüm yaşamımı kabul ederek Yaradanıma sığınıyorum.
Sevgili Cemal Nur Sargut hanımefendinin "Ey İnsan" isimli kitabından benim klavuz olarak belirlediğim bir cümleyi sizinle paylaşmak istiyorum .
" Peygamber Efendimiz(s.a.v) daima ; Ya Rabbi, kalbimi sırat-ı mustakımin (doğru yol ) üzerine tesbih et (sabit kıl) buyururlardı."
Hayatımızın her anında olmasını çok çok istediğimiz bir dolu dileklerimiz oluyor. Ancak bu yoğunlukta hayırlı mı olup olmadığını maalesefki göremediğimizi kabul edemiyoruz.
Benim bunu anlamam tam 12 senemi aldı. Ben artık hayatımda bulunan herşeyin Allah'ın takdiri olduğunu kabul ettim ve sevgiyle kucaklıyorum. Bu güzel dine bağlı bir ümmet parçası olmaktan dolayı son derece müteşekkirim.
Bu geceyi bir fırsat bilerek tüm yaşamımı kabul ederek Yaradanıma sığınıyorum.
Sevgili Cemal Nur Sargut hanımefendinin "Ey İnsan" isimli kitabından benim klavuz olarak belirlediğim bir cümleyi sizinle paylaşmak istiyorum .
" Peygamber Efendimiz(s.a.v) daima ; Ya Rabbi, kalbimi sırat-ı mustakımin (doğru yol ) üzerine tesbih et (sabit kıl) buyururlardı."
26 Mart 2012 Pazartesi
Yeni Bir Başlangıç
Çok eğlenceli olan yeni bir uğraşı daha keşfettim. Beyaz ipliğin asaleti her konuda olduğu gibi burada da yine kendini gösterdi.
Bebeklerime bugünlerde biraz ara verdim. Bakalım yeni başlangıcımı beğenecek misiniz?
12 Mart 2012 Pazartesi
Fikiryumağı.com Yarışma Oylamaları Başladı.....
16 Ocak 2012 Pazartesi
Fehim Paşa Konağı


Maltepe Sanat Tiyatrosu’nun Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde sahnelediği “Fehim
Paşa Konağı” adlı oyun ‘iki kalas bir hevestir tiyatro’ sözünün canlı bir
örneği.
Paşa Konağı” adlı oyun ‘iki kalas bir hevestir tiyatro’ sözünün canlı bir
örneği.

Bu oyunu bizlerle buluşturun Maltepe Belediye Başkanımız Sn Prof. Dr Mustafa Zengin'e teşekkür ederim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)