18 Temmuz 2013 Perşembe
17 Temmuz 2013 Çarşamba
Bitanem küçücüğüm adam oldu
Biricik oğlum sünnet oldu. İçime sinen bir hazırlık sürecim oldu. Umarım sizlerde beğenirsiniz.
Lavantalı hediyelerimiz ve mevlüt sandiğimiz. Can arkadaşlarım Güniz ve Zeynep çok yardım ettiler.
7 Mayıs 2013 Salı
Bahar Kermeslerimiz Başlıyor
Uzun zamandır paylaşım yapamıyorum.Çünkü bu sene kermeslere katılmaya karar verdim ve Mayıs ayı itibari ile yoğun bir trafik başladı.
Bakalım çalışmalarımı sizler beğenecekmisiniz?
Bu arada yeni web sitem tamamlanmak üzere bu bahar çok enerjik geldi acayip heyecanlıyım.
Bakalım çalışmalarımı sizler beğenecekmisiniz?
Bu arada yeni web sitem tamamlanmak üzere bu bahar çok enerjik geldi acayip heyecanlıyım.
20 Nisan 2013 Cumartesi
Alice harikalar Diyarı Karşınızda
Formumuzun 38. etkinliği Alice Harikalar diyarı kahramanları tamamlandı.
Bakalım beğenecek misiniz. Daha fazlası için buyrun formumuza tık tık
Bakalım beğenecek misiniz. Daha fazlası için buyrun formumuza tık tık
Etiketler:
alice,
arkadaşlar,
kahraman,
www.amigurumiforum.net
5 Nisan 2013 Cuma
28 Aralık 2012 Cuma
24 Aralık 2012 Pazartesi
23 Aralık 2012 Pazar
22 Aralık 2012 Cumartesi
Yeni Yıl Hazırlıkları Tamamlanıyooorrr
Evet bu hafta sonu atölyem harıl harıl sipariş yetiştiriyor. 21 Aralık'ta atlatıldığına göre :)) işimize tam gaz devam ediyoruz.
Tamamlanan siparişlerimden bir kısmını paylaşmak istedim sizlerle.
Yorumlarınızı bekliyorum
Tamamlanan siparişlerimden bir kısmını paylaşmak istedim sizlerle.
Yorumlarınızı bekliyorum
Minik yeni yıl süpriz hediye keseleri
Çok amaçlı bereket torbalarım ister mutfakta ister banyoda yada çantalarınıza destek
Makinemle yaptığım ilk nakışlarım mutfak havlularım tamamlandı bile
11 Aralık 2012 Salı
Şeb-i Arus (Düğün Gecesi)
Şeb-i Arus
lügat manası düğün gecesi demektir. Mevlânâ Celaleddin-i Rumi kendi ölümüne rabbine duyduğu aşktan dolayı sevgiliye kavuşma yani düğün gecesi demiştir.
Mevlânâ Celaleddin-i Rumi'nin ölüm yıl dönümlerinde 17 Aralık tarihlerine denk gelen haftalarda yapılan ve "Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri" olarak isimlendirilmeye başlanılan törenler, halk arasında Şeb-i Arus Şenlikleri olarak da anılmaktadır.
Mevlânâ’nın ölüm gününün hatırası olarak yapılan merasim hakkında kullanılan bir tabir. İkindi vaktinden sonra Kur’an okumak ve Aynü’l-Cem’ yapılmak sûretiyle icra edilen bu merasimin gecesine aynı zamanda “Leyletü’l-Arûs” da denilir. Şeb, Farsça; Leyle, Arapça “gece” demek olduğu için tabirlerin ikisi de aynı manâya delâlet etmektedir.
Mevlânâ Celaleddin ölüm gününü “Hakk’a vuslat”, “Düğün günü” saymıştır (Hilmi Yücebaş, Edebiyatımızda Mevlânâ, (Konya İl Yıllığı), Konya 1973, 30)
Bilindiği gibi, Mevlâna (hicrî 672) miladî 17 Aralık 1273′de Pazar günü akşam üstü güneş gözden kaybolup, Konya ufuklarını kızıla boyarken bu âlemden can ve bekâ âlemine göç etmiştir. Mevlânâ ölümünü gerdek gecesi “Şeb-i Arûs” “Sevgiliye kavuşma” günü olarak kabullenmişti. Şeb-i Arûs, fedakârlıkla başlar, ölüm boyunca devam eder, öbür âleme kavuşmakla tamamlanır.
Mevlânâ, “Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde arama, arif kişilerin gönlündedir. Bizim mezarımız. Burada ölüm (olarak) tezahür ediyorsa da orada doğumdur” der. Yine Rabbine, “Ölmek şeker gibi tatlı bir şey, canı sen aldıktan sonra seninle olunca da tatlı candan da tatlıdır, ölüm” şeklinde seslenir. Böylelikle ölüme bir başka açı kazandırır (Alişan Özattila, Hak Aşığı Mevlânâ Celâleddin, 180-181).
Gerçekte iki türlü ölüm vardır. Birincisi, nefsi (egoyu) feda ederek oluşan “manevî ölüm”. Yani Hz. Peygamber (s.a.s.)’in “Ölmeden evvel ölünüz” emrince “Hak’ta yok olmak” anlamındadır. Bu ölüme, “ilk vuslat” adını da verebiliriz. İkinci ölüm ise, “fizikî ölüm”dür. Bugüne kadar, Şeb-i Arûs olarak kabul ettiğimiz, canın beden kafesinden kurtularak aslına döndüğü, katrenin denize, can ummanına erdiği an. Ki bu an “vuslat gecesi” olarak isimlendiriliyor (Feyzi Halıcı, Mevlânâ Sevgisi, 20).
Mevlânâ’da Vuslat Anlayışı
Mevlânâ, “Herkes ayrılıktan bahsetti, bense vuslattan” der. Kendinin ölüm ve vuslat anlayışını, Kur’an-ı Kerim’in bir âyetinin ışığı altında tetkik edip anlamak mümkündür:
“Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra ancak bize döndürüleceksiniz” (el-Ankebût, 29/57).
Âyette geçen “dönmek” kelimesi, Allah’a kavuşulacağını, “vuslatı” açık bir ifadeyle “müjdelemekte”dir. Bu müjdeyi benimseyen, ona sımsıkı sarılan Mevlânâ, ölümü bir ayrılık değil, bir vuslat olarak kabul eder.
Mevlânâ’nın ölüm anlayışına gelince; “Bir devir sistemi içinde hayatın anlamı, ruhun ölümsüzlüğü ve Allah’a, vuslatın yolu ölümden geçmektedir” tarifiyle zemin kazanır ve Mevlânâ’da ölüm, “Mutlak ve ölümsüz Varlık’a veya diğer ifadeyle “asla” bir rücû hareketi ile” zirveye ulaşır.
Mevlânâ, ölümü kişinin aslına dönüşü veya menşein ilâhi bir cevher olması hasebiyle “Allah’a dönüş” olarak telâkki eder.
Bir başka ifadeyle ölüm, “Cismin ortadan kalkması değil, Allah’a doğru uçmasıdır.”
Mevlânâ bu hususu şöyle ifade eder:
“Bizi Elest harabatından getirdiler. Coşmuş, dağılmış ve kendinden geçmiş olarak getirdiler. Yine harabat tarafına çekecekler. (Bizi) yoktan var ettikleri için” (Mevlânâ, Rubaiyyat, 672/1 14).
“Hele ölümden bir kurtulsun, kurtuluşa ulaşın; çünkü sevgiliyi görmek âb-ı hayattır.” (Mevlânâ, Mesnevî, Terc., A. Gölpınarlı, III, Beyit 4607).
“Çünkü tiksinmek, kötü gelmek ortadan kalkarsa o ölüm, ölüm değildir ki. Görünüşte ölümdür, gerçekteyse göçüş” (Mevlânâ, Mesnevî Terc., A. Gölpınarlı, III, 4613).
lügat manası düğün gecesi demektir. Mevlânâ Celaleddin-i Rumi kendi ölümüne rabbine duyduğu aşktan dolayı sevgiliye kavuşma yani düğün gecesi demiştir.
Mevlânâ Celaleddin-i Rumi'nin ölüm yıl dönümlerinde 17 Aralık tarihlerine denk gelen haftalarda yapılan ve "Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri" olarak isimlendirilmeye başlanılan törenler, halk arasında Şeb-i Arus Şenlikleri olarak da anılmaktadır.
Mevlânâ’nın ölüm gününün hatırası olarak yapılan merasim hakkında kullanılan bir tabir. İkindi vaktinden sonra Kur’an okumak ve Aynü’l-Cem’ yapılmak sûretiyle icra edilen bu merasimin gecesine aynı zamanda “Leyletü’l-Arûs” da denilir. Şeb, Farsça; Leyle, Arapça “gece” demek olduğu için tabirlerin ikisi de aynı manâya delâlet etmektedir.
Mevlânâ Celaleddin ölüm gününü “Hakk’a vuslat”, “Düğün günü” saymıştır (Hilmi Yücebaş, Edebiyatımızda Mevlânâ, (Konya İl Yıllığı), Konya 1973, 30)
Mevlânâ, “Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde arama, arif kişilerin gönlündedir. Bizim mezarımız. Burada ölüm (olarak) tezahür ediyorsa da orada doğumdur” der. Yine Rabbine, “Ölmek şeker gibi tatlı bir şey, canı sen aldıktan sonra seninle olunca da tatlı candan da tatlıdır, ölüm” şeklinde seslenir. Böylelikle ölüme bir başka açı kazandırır (Alişan Özattila, Hak Aşığı Mevlânâ Celâleddin, 180-181).
Gerçekte iki türlü ölüm vardır. Birincisi, nefsi (egoyu) feda ederek oluşan “manevî ölüm”. Yani Hz. Peygamber (s.a.s.)’in “Ölmeden evvel ölünüz” emrince “Hak’ta yok olmak” anlamındadır. Bu ölüme, “ilk vuslat” adını da verebiliriz. İkinci ölüm ise, “fizikî ölüm”dür. Bugüne kadar, Şeb-i Arûs olarak kabul ettiğimiz, canın beden kafesinden kurtularak aslına döndüğü, katrenin denize, can ummanına erdiği an. Ki bu an “vuslat gecesi” olarak isimlendiriliyor (Feyzi Halıcı, Mevlânâ Sevgisi, 20).
Mevlânâ’da Vuslat Anlayışı
Mevlânâ, “Herkes ayrılıktan bahsetti, bense vuslattan” der. Kendinin ölüm ve vuslat anlayışını, Kur’an-ı Kerim’in bir âyetinin ışığı altında tetkik edip anlamak mümkündür:
“Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra ancak bize döndürüleceksiniz” (el-Ankebût, 29/57).
Âyette geçen “dönmek” kelimesi, Allah’a kavuşulacağını, “vuslatı” açık bir ifadeyle “müjdelemekte”dir. Bu müjdeyi benimseyen, ona sımsıkı sarılan Mevlânâ, ölümü bir ayrılık değil, bir vuslat olarak kabul eder.
Mevlânâ’nın ölüm anlayışına gelince; “Bir devir sistemi içinde hayatın anlamı, ruhun ölümsüzlüğü ve Allah’a, vuslatın yolu ölümden geçmektedir” tarifiyle zemin kazanır ve Mevlânâ’da ölüm, “Mutlak ve ölümsüz Varlık’a veya diğer ifadeyle “asla” bir rücû hareketi ile” zirveye ulaşır.
Mevlânâ, ölümü kişinin aslına dönüşü veya menşein ilâhi bir cevher olması hasebiyle “Allah’a dönüş” olarak telâkki eder.
Bir başka ifadeyle ölüm, “Cismin ortadan kalkması değil, Allah’a doğru uçmasıdır.”
Mevlânâ bu hususu şöyle ifade eder:
“Bizi Elest harabatından getirdiler. Coşmuş, dağılmış ve kendinden geçmiş olarak getirdiler. Yine harabat tarafına çekecekler. (Bizi) yoktan var ettikleri için” (Mevlânâ, Rubaiyyat, 672/1 14).
“Hele ölümden bir kurtulsun, kurtuluşa ulaşın; çünkü sevgiliyi görmek âb-ı hayattır.” (Mevlânâ, Mesnevî, Terc., A. Gölpınarlı, III, Beyit 4607).
“Çünkü tiksinmek, kötü gelmek ortadan kalkarsa o ölüm, ölüm değildir ki. Görünüşte ölümdür, gerçekteyse göçüş” (Mevlânâ, Mesnevî Terc., A. Gölpınarlı, III, 4613).
28 Kasım 2012 Çarşamba
YILBAŞI KAMPANYAMIZ BAŞLADI
EVVVVEEEEEETTTT YILBAŞI KAMPANYAMIZ BAŞLADI İSTER KENDİNİZE İSTER ÇOCUĞUNUZA İSTER EŞİNİZE YADA BEKARSINIZ SEVDİĞİNİZE HEDİYE ALIN SİZ SEVDİKLERİNİZİ MUTLU EDİN BİZDE 100 TL ÜZERİ ALIŞVERİŞİNİZDE KARGO+ KENDİ TASARIMIMIZ OLAN BİR SÜPRİZLE SİZİ MUTLU EDELİM........
http://www.facebook.com/guzelinial
http://www.facebook.com/guzelinial
12 Kasım 2012 Pazartesi
DoğanınAraba Aksesuarı
Uzuzn zamandır blogumla ilginenemiyordum. Farkındayım sizlerde çok özlediniz beni ama malum mucizem okula başladı üstüne yeni hobiler gelişmeye başlayınca ihmal oldu:((( istemeden.
Ama şimdi yeni hobilerimden biri olan dikiş makinamla yaptığım yeni puset yağmurluğunu paylaşmak istiyorum.
Minik doğamın bebek arabasının yağmurluğu işte karşınızda.
İçindeki de doğanın ömeeeennnnniiii.
Ama şimdi yeni hobilerimden biri olan dikiş makinamla yaptığım yeni puset yağmurluğunu paylaşmak istiyorum.
Minik doğamın bebek arabasının yağmurluğu işte karşınızda.
İçindeki de doğanın ömeeeennnnniiii.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















































.jpg)
.jpg)
